Memur haberleri, Sağlık personeli ve Memur maaş hesaplama programı ile diğer sözleşmeli personelleri ilgilendiren site

Bu haber 08 Mart 2017 05:54:05 Tarihinde eklenmiştir.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Kadın ve Ssğlık

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

TARİHÇESİ

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000'i aşkın kişi katıldı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır. Türkiye de 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.  

 

KADINLARDA BULAŞICI OLMAYAN HASTALIKLAR

Bulaşıcı olmayan hastalıklar (BOH), günümüzde dünyadaki en büyük salgınlardan biridir.

 

2008’de düşük ve orta gelirli ülkelerde yaş standardize edilerek belirlenmiş Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar’a bağlı ölüm sayısı erkeklerde her 100.000’de 756, kadınlarda ise her 100.000’de 565 olup bu oranlar yüksek gelirli ülkelerde yaşayan erkekler ve kadınlara göre sırasıyla %65 ve %85 daha yüksek olmuştur. BOH  nin altında yaygın, önlenebilir risk faktörleri yatmaktadır. Bu faktörler tütün kullanımı, hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve alkolün zararlı kullanımıdır. Bu davranışlar dört önemli metabolik/fizyolojik değişikliğe yol açar. Bunlar yüksek tansiyon, fazla kilo/obezite, hiperglisemi ve hiperlipidemidir. Bunlara bağlı ölümler bakımından dünyadaki başlıca BOH risk faktörü, yüksek tansiyondur (tüm dünyada ölümlerin %13’ü buna bağlıdır); bunu tütün kullanımı(%9),yüksek kan şekeri (%6), hareketsizlik (%6) ve fazla kilo ile obezite (%5) izlemektedir(Küresel durum raporu2010).  

 

 

 

TÜRKİYE HASTALIK YÜKÜ ÇALIŞMASI 2004 SB,

Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı, Hıfzıssıha Mektebi Müdürlüğü

 

Yukarda  görüldüğü üzere; erkeklerde iskemik kalp hastalığı (% 8,9), perinatal nedenler (% 8,8) ve serebrovasküler hastalıklar (% 6,3) ilk 3 sırayı almıştır. Kadınlarda ise perinatal nedenler ilk sıraya geçmekte (%8.9), ikinci sırada iskemik kalp hastalığı (%6.9) ve üçüncü sırada serebrovasküler hastalıklar (% 5,5) olmaktadır. Erkeklerde 4. sırada alt solunum yolu enfeksiyonları (% 3,8), 5. sırada ise trafik kazaları (% 3,3) gelmektedir.

 

Kadınlara ise 4. sırada unipolar depresif hastalıklar (% 5,4), 5. sırada ise demir eksikliği anemisi (% 3,8) hastalık yükü oluşturan hastalıklar olarak görülmektedir.

           

Türkiye Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörü Çalışması(2011) araştırma sonuçlarına göre hipertansiyon prevalansı kadınlarda yüzde 26’dır. Aynı çalışmada diyabet  prevalansı kadınlarda  55-64 yaş grubunda ve 65-74 yaş grubunda sırasıyla yüzde 29 ve yüzde 33 ile erkeklerden daha fazladır.

 

Uluslararası Kanser Ajansı özellikle meme kanserindeki artışa dikkat çekmiştir. Kadınlarda meme kanser insidansının bir önceki tahminlere göre %20, meme kanserinden ölümlerin ise %14 arttığını belirtmiştir. Meme kanseri kadın kanserleri içinde en fazla görülen ve en fazla ölüme neden olan kanserdir. Dünyada kanser olan her 4 kadından biri meme kanseridir. Uluslararası Kanser Ajansı Başkanı Dr Wild meme kanserinin özellikle yaşam koşullarındaki değişiminden kaynaklandığını ifade etmiştir. Meme kanseri insidansı gelişmiş ülkelerde gelişmekte olan ülkelere göre daha yüksek, meme kanserinden ölüm ise gelişmiş ülkelerde gelişmekte olan ülkelere göre daha düşüktür. Dr. Wild, bu durumun az gelişmiş ülkelerde yaşayan kadınların meme kanseri teşhis, tarama ve tedavi hizmetlerine ulaşmaktaki sıkıntıdan kaynaklandığını belirtmiştir. Bu yüzden, özellikle az gelişmiş ülkelerde meme kanserinin erken teşhis, tarama ve tedavisine yönelik çabaların arttırılması gerekliliği üzerinde durmuştur. Tüm bu hastalıkların en önemli nedenlerini arasında yetersiz beslenme ve fiziksel aktivite yetersizliği gelmektedir.

 

 

KADIN VE OBEZİTE

            Ülkemizde şişmanlığın özellikle kadınlarda görülme sıklığı gittikçe artmaktadır. Bunun sonucunda da şişmanlığın sağlık üzerindeki etkileri ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Şişmanlık kan basıncını ve kolesterolü yükseltmekte, kalp damar hastalıkları, felç, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum yetersizlikleri ile kemik ve eklem hastalıklarının ortaya çıkış hızını artırmaktadır.

 

            Türkiye Diyabet, Obezite ve Hipertansiyon Epidemiyolojisi Araştırması-I (TURDEP) çalışmasının sonuçlarına göre obezite prevalansı kadınlarda %30, erkeklerde %13, genelde ise %22,3 düzeylerinde tespit edilmiştir. Yaş dağılımına göre incelendiğinde prevalansın 30’lu yaşlarda arttığı, 45-65 yaşları arasında pik yaptığı görülmüştür. Santral obezite (bel çevresi kadında>88 cm, erkekte>102 cm) prevalansı kadınlarda %49, erkeklerde %17, genelde %35 olarak tespit edilmiştir. TURDEP-I çalışmasından 12 yıl sonra yapılan TURDEP-II çalışmasında Türk erişkin toplumunda 1998’de %22,3 olan obezite prevalansının %40 artarak 2010’da %31,2’ye ulaştığı görülmüştür. Kadınlarda obezite prevalansı %44, erkeklerde ise %27 olarak saptanmıştır

 

            Ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanan 15-49 yaş grubu kadınların çalışma kapsamına alındığı Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA) sonuçları incelendiğinde de obezitenin kadın nüfusta giderek arttığı görülmektedir. Bu araştırma sonuçlarına göre, 15-49 yaş grubu kadınlarda fazla kiloluluk (BKİ=25-29,9 kg/m2) prevalansı 1998, 2003, 2008 ve 2013 yılında sırasıyla %33,4, %34,2, %34,4 ve %28,5’tur. Obezite (BKİ≥30 kg/m2) prevalansı ise %18,8, %22,7, %23,9 ve %26,5 olarak bulunmuştur Şekil 1.

 

Şekil 1. 15-49 yaş arası kadınlarda BKİ sonuçlarının yüzde dağılımı (1998-2013 TNSA)

Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA- 2010) sonuçlarına göre obezite sıklığı; 19 yaş ve üzerinde bireylerde %30,3 iken bu oran erkeklerde %20,5 ve kadınlarda %41 olarak bulunmuş ayrıca fazla kilolu olma oranı ise erkeklerde %39, kadınlarda %29,7 olarak tespit edilmiştir.

Türkiye Kronik Hastalıklar ve Risk Faktörleri Sıklığı Çalışmasına göre (2011) 15 yaş üzeri kişilerde erkeklerin yüzde 15’i, kadınların yüzde 29’u obezdir. Erkeklerin yüzde 37’si kadınların yüzde 29’u fazla kiloludur.

 

KADINLARDA FİZİKSEL İNAKTİVİTE

Vücut ağırlığı dengede tutulmalı, fiziksel aktivite artırılmalıdır. Vücut ağırlığının normalden az ya da çok olması çeşitli sağlık sorunlarına zemin hazırlar. Bu nedenle vücut ağırlığını normal sınırlar içinde tutmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir.

 Hareketsizlik yüzünden her yıl 3,2 milyon insan hayatını kaybetmektedir. Yeterince hareketli olmayan insanlar, tüm nedenlere dayalı mortalite açısından %20ile %30 arası daha yüksek risk altındadır. Düzenli fiziksel aktivite; yüksek tansiyon gibi kardiyovasküler hastalık, diyabet, meme ve kolon kanseri ve depresyon riskini azaltmaktadır. Fiziksel aktivite yetersizliğini, en çok yüksek gelirli ülkelerde görülmektedir fakat bazı orta gelirli ülkelerde de özellikle kadınlar arasında çok yüksek seviyeler görülmektedir(Küresel durum raporu 2010).

 

 TBSA- 2010 sonuçlarına göre 12 yaş ve üzeri kadınlarda  %76.5’nin egzersiz yapmıyor,  %7.7 si haftada 1-2 kez egzersiz yapıyor.

TBSA- 2010 sonuçlarına göre gebe ve emzikli kadınların egzersiz yapma durumları incelendiğinde gebelerin %70.4 ve emziklilerin %84.0’ünün egzersiz yapmadığı saptanmıştır.  Gebelerin %9.7’si ve emziklilerin %5.9’u ise her gün egzersiz yaptığını bildirmiştir.







Konu ile ilgili sorularınızı sayfanın en altında Yorum Yap kutusuna yazarak gönderebilirsiniz.Sistemimize kayıtlı olan 1000 den fazla mutemetlerimiz tarafından incelenip cevap verilmeye çalışılacaktır.


Yasal Uyarı

Bu yazının tüm hakları Memurmaasmutemeti.Com'a aittir. " Bu makaleyi başka internet sayfalarında yayınlamak istiyorsanız aktif link olacak şekilde kaynak göstererek yayınlayabirsiniz.Aksi halde yasal takip yapılacaktır.©
Yorum Yap